700 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Salât-ı
vitir» bahsinde; Tirmizî, Nesâî ve îbni Mâce «namaz» bahsinde muhtelif
râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Hadîsin muhtelif
rivayetleri hayvan üzerinde nafile namaz kılınabileceğine; bu arada vitir
namazını dahî hayvan üzerinde kılmanın caiz olduğuna delâlet etmektedir.
Hayvan üzerinde nafile
namaz kılmak bilittifâk câîzdir. Yalnız Dârakutnî ve başkaları burada râvî Amr
b. Yahya'nın hatâ ettiğini söylemiş ve; «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
ma'lum olan namazı deve üzerinde idi. Doğrusu merkep üzerinde namaz kılmak
Müslim'in de zikrettiği vecihle Enes'in yaptığı bir işdir.» demişlerdir. Bu
bâbda her mezhebin tafsilâtı vardır. Şöyle ki:
1- Hanefîler'e göre
hayvan nereye dönerse namazı o tarafa doğru kılmak mendûbdur. Hayvanın döndüğü
tarafı bırakıp da başka tarafa dönmek caiz değildir. Çünkü bunun için bir
zaruret yokdur.
Hayvan üzerinde namaz
kılmak için sefer dahî şart değildir. Mukîm olan bir kimse hiç bir özür
olmadığı hâlde yolcunun namazını kasr etmeye başladığı yere (şehir dışına)
çıktığı vakit nafile namazı hayvanın üzerinde kılabilir.
Bu namaz îmâ ile
kılınır. Namaza niyetlenirken kıbleye karşı dönmek şart değildir. Çünkü namazın
kendisi kıbleye dönmeden caiz olunca, kıbleye dönmeden niyet de caizdir. Yalnız
kıbleye karşı dönmek imkânı varsa, ona karşı niyetlenmek müstehabdır. Namaza
yerde niyetlenen bir kimse, onu hayvan üzerinde tamamlayamaz. Fakat şehir
dışında hayvan üzerinde başladığı namazını, şehir içine girdiği vakit de hayvan
üzerinde tamamlayabilir.
Farz ve vacip namazlar
ile sabah namazının sünnet'ini hayvan üzerinde kılmak caiz değildir. Meğer ki
kendinin veya hayvanının hırsız yahut yırtıcı hayvan tehlikesine ma'rûz kalması
gibi bir zaruret buluna!
Hayvan üzerinde namazın
sahih olması için hayvanın temiz olması şart değildir. Hayvanın vücûdunda hattâ
semeri ile özengisinde necaset bulunması namaza mâni değildir. Yaya giden bir
kimsenin yürürken nafile kılması caiz değildir. Namaz kılacağı vakit durması ve
namazını; dururken kılması icâb eder.
2- Şâfiîlere göre hayvan
üzerinde nafile kılan bir kimse gideceği tarafa doğru namaz kılar. O tarafdan
başka yere inhiraf etmesi caiz değildir. Meğer ki, kıble başka taraf da olup
da, onun için inhiraf etmiş ola! Aksi takdirde, namazı bozulur.
Hayvan üzerinde namaz
ancak sefer şartı ile caizdir. Velevki gideceği yer sefer mesafesinden az
olsun. Meşakkat yoksa namazı rükû'u ile, sücûdu ile kılmak icâb eder. Meşakkat
varsa rükû' ve sücûdu îmâ ile yapar. Kıbleye karşı dönmek vâcipdir. Fakat o da
meşakkatli ise yalnız iftitâh tekbîrini alırken kıbleye dönmek icâb eder. O da
meşakkatli olursa altı şartla kıbleye karşı dönmek ondan sakıt olur. Bu şartlar
:
a) Sefer'in mubah
olması;
b) Sefer'in cum'a ezanı
işitilmiyecek kadar uzak bir yere yapılması;
c) Sefer'in ticâret gibi
şer'î bir maksatla yapılması;
d) Sefer'in namazdan
çıkıncaya kadar devam etmesi,
e) Yürüyüşün devam
etmesidir. Namaz esnasında istirahat için durmak veya hayvandan inmek, namazı
bozar; o namazı yeniden kılmak icâb eder.
f) Özürsüz ve ihtiyâç
yokken hayvanı mahmuzlamak ve koşturmak gibi fi'l-i kesîr'den (yâni namazla alâkası olmayan fazla fiil ve
hareketden) sakınmalıdır. Zaruret veya ihtiyâç varsa bu gibi fiiller, namaza
zarar etmez.
Hayvanın üzerinde
oturacağı yer temiz olmalıdır. Hayvanın yuları elinde iken hayvan bevleder veya
ağzı kanar yahut necaset üzerine basarsa, namazı bozulur. Yuları, elinde
değilse bunların, namaza zararı yokdur.
Yolcunun yürürken nafile
namaz kılması caizdir. Yol, çamur değilse, namazı rükû'u ile, sücûdu ile kılmak
ve bunları yaparken kıbleye dönmek icâb eder. Nitekim namaza niyetlenirken ve
iki secde arasında otururken dahî kıbleye dönmek lâzımdır. Namazda yalnız kıyam
hâlinde, rükû'dan doğrulurken, teşehhüd okurken ve selâm verirken yürür. Kar,
çamur veya su içinde yürüyen kimse rükû' ve sücûdunu îmâ ile yapabilir. Yalnız
kıbleye dönmesi icâb eder. Yürüyerek namaz kılan kimse kasden necâset üzerine
basarsa, namazı bozulur; unutarak basarsa ayağına bulaşıp kalmamak şartı ile,
namazı sahîhdir; bulaşırsa namazı bozulur.
3- Mâlikîlere göre sefer
mesafesine giden yolcunun hayvanın üzerinde nafile hattâ vitir namazını kılması
caizdir. Buna yolcunun namazını kasr etmeye başladığı yerden başlanır. Hayvanın
üzerinde tahtırevan veya mihaffe gibi bir şey bulunur da rükû' ve sücûd yapmak
mümkün olursa ya ayakta yahut oturarak namazı rükû'u ile; sücûdu ile kılmak
İcâb eder. Sefer edeceği tarafa dönmek istikbâl-i kıble yerini tutar. Eşek veya
katır gibi bir hayvan üzerinde namaz kılan rükû' ve sûcüdü îmâ ile yapabilir.
Fakat îmâ'nın, semer üzerine değil de yere yapılması ve alnının açık bulunması
şarttır. îmâ ettiği yerin temiz olması ve keza istikbâl-i kıble şart değildir.
Şart olan, gideceği yere dönmesidir. Zaruret yok iken kasden gideceği yer'den
başka tarafa dönmek namazı bozar. Bundan yalnız kılbe müstesnadır. Çünkü kıble
asıl'dır.
Hayvan üzerinde nafile
kılan kimsenin mümkünse namaza kıbleye karşı niyetlenmesi mendûbdur. Fakat yaya
giden veya sefer mesafesinden daha yakın bir yere niyet eden ve keza hayvana
mûtad şekilde binmemiş (meselâ: ters binmiş) olan kimsenin namazı ancak
kıble'ye karşı dönerek rükû' ve sücûdunu tam yapmakla sahîh olur.
Hayvanın üzerinde nafile
kılan kimse, hayvanı kamçılamak, ayağı ile dürtmek ve yularını eliyle tutmak
gibi zarurî fiilleri yapabilir. Yalnız konuşamaz ve bakınamaz.
Hayvanın üzerinde namaza
niyet eden kimse durur da bulunduğu yerde ikaamete niyet ederse hayvanından
inerek yerde rükû' ve sücûd'u ile namazını tamamlar. Sefer hükmüne son veren
ikaameti, niyet etmezse, namazını hayvanın üzerinde tamamlar ve kırâeti hafif
tutar.
Hayvan üzerinde farz
namaz kılmak caiz değildir. Yalnız hevdeç gibi bir şey içinde bulunursa kıbleye
karşı ayakta durmak, rükû' ve sücûdu yapmak şartı ile namazı sahîh olur.
4- Hanbelîler'e göre
mubah olmak şartı ile muayyen bir yere yola çıkan bir yolcunun hayvan üzerinde
nafile namaz kılması caizdir. Yaya giden bir kimsenin yürürken nafile kılması
dahî böyledir. Hayvan üzerinde kılan kimsenin meşakkatsiz mümkün olduğu
takdirde, bütün namazını kıbleye karşı dönerek rükû'u ile; sücûd'u ile kılması
icâb eder. Meşakkat varsa bunlardan hiç biri vacip olmaz. Kıbleye karşı
dönemiyen, gideceği yer'e doğru kılar. Rükû' ve sücûd'dan birini yapamayan, onu
îmâ ile edâ eder. Mümkün olursa secde için rükû'dan daha fazla eğilerek îmâ yapmak
gerekir.
Yaya giden kimsenin,
kıbleye doğru namaza niyetlenmesi ve yine kıbleye doğru rükû' ve secde yapması
lâzımdır. Namazın sâir kısımlarını gideceği tarafa doğru dönerek edâ eder.
Gerek hayvan üzerinde gerekse yaya giderken, nafile kılan bir kimse, gideceği
tarafa doğru dönerek; namazını kılmakda iken hayvanı onu başka tarafa
döndürürse yahut kendisi dönse özürü bulunmadığı takdirde namazı mutlak sûretde
bâtıl olur. Meğer ki, kıbleye dönmüş ola! Bir Özürden dolayı başka tarafa
dönmüş ve örfen çok sayılacak derecede ise namazı bâtıl olur. Aksi takdirde,
namazı sahîhdir.
Hayvanın temiz olması
şart değilse de üzerinde, namaz kılan kimsenin altındaki heybe ve benzeri
şeylerin temiz olması şartdır.
Muayyen bir yere gitmeyi
niyet etmiyen, yahut mekruh veya haram bir sefere çıkan kimseye kıbleye dönmek
ve sâir namazın bütün şartlarını yerine getirmek vâcibdir.
Sübha'dan murâd: nafile
namazıdır. Tesbîh'in hakikati, noksanlıklardan tenzih demekdir. Ancak tahmîd, temcîd
ve sâirede kullanıldığı gibi cüz'i zikir, küllü irâde kabilinden olmak üzere
nafile namaza da süpha denilir. Ayet-i kerimedeki Allah'ın vechinden murâd,
Allah'ın rizâsıdır.